Üyelik Girişi
Birinci Afşar Köyü
Takvim
    • Birinciafşar
    • avşar-ı şerif / bölük-ü evvel / afşar-ı evvel
    • Birinciafşar
    • avşar- şerif / bölük-ü evvel / afşar-ı evvel
    • Birinciafşar
    • avşar- şerif / bölük-ü evvel / afşar-ı evvel
    • Birinciafşar
    • avşar- şerif / bölük-ü evvel / afşar-ı evvel

(1.-2.) Avşarda Ören Yerleri

2500 YILLIK YERLEŞİM YERİ: AVŞAR 

Köyün yerleşim yerinin de bir ören yeri olduğu anlaşılmaktadır. Bunun köyde çeşitli kanıtları mevcuttur.

Bunun örneklerinden birisi, Kuşgil ailesinin yerleşim alanıdır. Hafız (Mehmet Cıbır) Ağa’nın, 1970’li yılların sonunda evinin temelini kazarken bulduğu ve bazı yerlerinde okunamayan yazı ve işaretlerin bulunduğu, at üzerinde bir insan figürünün yer aldığı yapı taşıdır. Bu taşın, “2500 yıl kadar öncesine ait eser olduğu, daha sonra kazı yapılacağı” söylenmiş, Mehmet Cıbır’a da 500 TL para verilmiş  ve Gerede Cumhuriyet Meydanında biraz teşhir edildikten sonra İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gönderilmiş. (Nakleden Yakup, İsmail, Yunus Cıbır). 

 

Burada anlatmak istediğimiz şudur:
Gerede’de ve bilhassa ovanın en verimli arazilerinde yani Avşar’da yerleşenlerin buraları (ören yerlerini) terk ediş sebepleri nedir? Bu ören yerlerine kaç defa yerleşen olmuş, kültürleri, inançları ve İslâm’la ilgilerinin nasıl olduğu bilinmemektedir.
Bu ören yerlerinde definecilerin yapmış oldukları tahribat, bu memlekette yaşayan insanların bıraktığı, MÖ 3000’li yıllara dayanan güzel mirası yok etmektedir. Tahribatı önlemek, bilimsel araştırmaların yapılmasını teşvik amacıyla bu konuyu dile getiriyoruz.

              

 

AVŞAR’DA ÖREN YERLERİ 

Avşar, Gerede Yazı ovasının en verimli ve düz alanına yerleşmiştir. Sulamanın en yapılabildiği araziler Avşar’a aittir. Bu bakımdan çok eskilerden beri yerleşimin en yoğun olduğu bir yerdir, buraları. Avşar’daki ören yerlerinin özelliği,  aynı yerleşim yerlerinin çeşitli çağalarda yeniden imar edildiğidir.
Avşar’da çok çeşitli yerlerde kalıntıya rastlanılmakla beraber dört ana ve büyük yerleşim yeri dikkat çekmektedir: 

AŞAĞI ÖREN:

Aşağıören, Avşar-Eymür-Ümit Köy üçgeninin merkez noktasındadır. Kalıntılardan asırlarca aynı yerin yerleşim alanı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşim yerinin altından çay geçmekle beraber üst kısmında da, çok yakın ve suyu bol iki kaynak vardır.
Kaçak yapılan kazılardan ve tarlalar sürülürken çıkan kalıntılardan gelişmiş ve çeşitli zamanlarda imar edilerek oturulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Kireç harcıyla örülmüş taş duvarlar çok sağlam bir yapı olarak kalmıştır.
Batı tarafında rastlanan dövme çivileri, ahşap yapı kalıntıları yakın zamana kadar, buraların iskâna açık olduğunu anlatmaktadır.
30 x 40 gibi tuğla ve horasan harcından yapılmış bina temelleri büyük ve sağlam binaların var olduğuna işaret etmektedir.
15-20 yerde yapılan kaçak kazılardan ne çıktığı belli değildir.
Tarla sürülürken cam bilezik ve çeşitli çömlek parçalarına rastlanmaktadır.
Batı tarafında, kistte kazılan mezarların altında büyük bir dehlizin bulunduğu ve güney doğu tarafındaki tepede kilise olduğu halk arasında söylene gelmiştir. 2,5x70 cm ebadındaki Latince ve Grekçe yazının bulunduğu sütunun ve büyük yapı taşlarının da bu kiliseden geldiği söylenmiştir (Mehmet İnci).

YUKARI ÖREN:

Yukarıören, Avşar-Zeynetler hattı üzerinde ve Gölcüközü mevkiindeki geniş bir alana yayılmış bir yerleşim alanıdır. Kaçak kazı neredeyse hiç yapılmamıştır. Suyu bol olmakla beraber İkinci Avşar’ın köy çeşmesinin suyunun, önceleri bu yerleşim yerine aktığı ve su borularının var olduğu ifade edilmiştir.
Son senelerde Avşarlılar, izinli ve jandarma kontrolünde 8-10 yerde, aylarca ve 3-5 m derinlikte, ağır iş makineleriyle su getirme amacını taşıyan hafriyat yapmışlardır. Bu hafriyatlar esnasında çömlek kırıntılarıyla yapı kalıntılarına az rastlanmıştır. 

YAZI ÖREN:

Yazıören, düz Yazı ovasının batısında Kayısuyunun sona erdiği noktada, Yassıgeçit’in üzerindedir.
Dar bir alanda yerleşim merkezi olmakla beraber, geniş bir olana yayılmış olduğu görülmektedir.
Merkezde yapılan kaçak kazılarda horasan harcıyla yapılmış su ve tahıl depolarının tahrip edildiği; kireç harcıyla yapılmış taş duvarların olduğu görülmüştür. 
Buranın hemen kuzeyinde ve Karakaya mevkiinde büyük taş kapaklarla kapatılmış kist mezarların açıldığı görülmüştür.
Bu ören yerinin doğu tarafındaki tepe panayır yeri olarak kullanıldığı ve “Mayha Tepesi” olarak adlandırıldığı bilinmektedir.

DERE AĞZI-BÜYÜKTAŞ ÖRENİ

Cevaplar Kur’an Kursu’nun altında, boğaza yakın ve Kazanlar tarafındaki sırtta eski bir yerleşim alanı mevcuttur. Bu yerleşim alanında herhangi bir yapı kalıntısına rastlanmadığı için kaçak kazılar da olmamıştır.
Avşar’ın şebeke suyunun başı bu ören yerindedir. Hava akımlarına kapalı olan bu yerleşim yerinin Kapadokya, Aksaray ve Nevşehir arasındaki Kaymaklı ve Derin Kuyu benzeri sığınakların olma ihtimali çok yüksektir.  Büyüktaş mevkii ve ören yerinde, oymaya ve mağara yapmaya müsait tüf –volkanik serpinti kayaları çoktur.

 KÖY YERLEŞİM YERİ:

Köyün yerleşim yerinin de bir ören yeri olduğu anlaşılmaktadır. Bunun köyde çeşitli kanıtları mevcuttur.
Bunun örneklerinden birisi, Kuşgil ailesinin yerleşim alanıdır. Hafız (Mehmet Cıbır) Ağa’nın, evinin temelini kazarken bulduğu ve bazı yerlerinde okunamayan yazı ve işaretlerin bulunduğu yapı taşıdır. Bu taş tarihi eser olarak kabul görmüş ve Gerede Cumhuriyet Meydanında teşhir edilmiştir. Şu anda nerede olduğunu bilinmemektedir.

Burada anlatmak istediğimiz şudur:
Gerede’de ve bilhassa ovanın en verimli arazilerinde yani Avşar’da yerleşenlerin buraları (ören yerlerini) terk ediş sebepleri nedir? Bu ören yerlerine kaç defa yerleşen olmuş, kültürleri, inançları ve İslâm’la ilgilerinin nasıl olduğu bilinmemektedir.
Bu ören yerlerinde definecilerin yapmış oldukları tahribat, bu memlekette yaşayan insanların bıraktığı güzel mirası yok etmektedir. Tahribatı önlemek, bilimsel araştırmaların yapılmasını teşvik amacıyla bu konuyu dile getiriyoruz.

* * *

ÖREN YERLERİNİN TERK EDİLİŞ SEBEPLERİ:

Kutalmışoğlu Süleyman’ın (1071’den sonra) Bizans imparatoru Alexios ile Bithynia sınırından içeriye hiçbir akıncı göndermemek üzere anlaştığı bilinmektedir.
Bu anlaşma, akıncı birliklerinin değil, Türkmenlerin Kratya’da (Gerede’de) serbestçe dolaşabilecekleri anlamına geliyordu.
Bundan sonra Türkmenlerin, göçebe olarak da olsa Kratya’ya yerleşmeleri hız kazanmıştır. İşte Avşar’da da,  bilhassa yaz ve bahar aylarında yerleşmenin başladığına inanıyoruz. 
Türkmenlerin Gerede’de yoğunlaşmasından sonra köylerin yağmalanması, yakılması ve yıkılması pek olmamıştır.

Kutalmışoğlu Süleyman’ın askerlerinden kaçan Rumlar da evlerini terk edip gittikleri;
Paphlagonya, Pers ve başka orduların da Kratya’dan (Gerede’den) geçişi esnasında yerli halkın kendisini ve mallarını emniyete almak için dağlara ve emin beldelere gitmesi de kaçınılmaz bir haldir.
Uzak beldelere göç edenlerin bir daha geri dönmemesi,
Büyük yangın ve depremlerle binaların yıkılmasından sonra bir daha yapılmaması örenlerin oluşmasının sebebidir.

Hemen belirtelim ki yangın ve deprem sonucunda yıkılan yerleşim alanları definecilerin ve arkeologların yoğunlaştıkları örenlerdir. Buralarda birden yeraltına giren eşya onlar için bir hazinedir.
Bizi ilgilendiren ise tarihtir, kültürdür, inançtır.
Mezopotamya’da bulunan 5.000 yıllık, pişmiş bir tuğlada şöyle yazıyor:
“Devrimiz iyi bir devir değil. Gençlerimizin bilgine ve yaşlıya saygısı yok. Dünyanın sonu yaklaştı.”

                                                                                             Nurettin SEZEN / 2011 

NOT:Bu yazı sayın hocamız N.Sezen'in özel izinleri ile "ikinci afşar" web sitesinden alıntıdır. Siteye ve hocamıza teşekkür ederiz.



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret87986
Site Haritası
SON DAKİKA

Geredeli'nin oyunu: Android için CoinBall
Google Reklamları